
Bugünlerde herkes Avatar‘dan bahsediyor. Bir bilimkurgu sever olarak biraz geç de olsa sonunda ankarada olsam istanbula bir akşam uçup izleme sansı buldum.
Filmde gitmeden önce bir yığın eleştiri okumuştum Facebookta ve bazı izledigim bloglar'da. Filmi izledikten sonra bunlardan yalnızca birine katılabiliyorum, o da 3 boyutlu seyretmemiz için dağıtılan gözlükler -evet çok kaliteliler ama- filmin ışığını o kadar engelliyor ki, film neredeyse karanlık. Bu derece.
Ara sıra gözlükleri çıkarıp baktığımda aslında filmin ne kadar parlak renklerde olduğunu görüp hayıflanmadım desem yalan olur. 3 Boyut adına filmin ilk 5 dakikası hariç de öyle aman aman bir 3 boyutlu gerçeklik hissi yoktu. Yani demem o ki, henüz Avatar’ı seyretmemişseniz 3 boyutlusu hiç de şart değil gerçekten.
Bu film, bazı arkadaşların dediği gibi “öyle teknoloji adına çok da bir şey yoktu“, “dağ fare doğurdu” eleştirilerine şamar gibi bir cevap vermiyor. Gerçekten ben de öyle “Aman Yarabbi! Bu bir devrim!” dediğim teknolojik bir yenilik görmedim. Ama bu benim sinema efektleri ve görsellik alanında hiç bir uzmanlığım veya bilgim olmamasından da kaynaklanıyor olabilir.
Efektler gerçekten çok güzel, “Başka bir dünya” hissi ise şimdiye kadar yapılmışların en iyisi ve artık bir mihenk taşı niteliğinde.
Adam gibi bir mesajı olan, kaliteli, size gerçek duyguyu veren, kızdıran, hüzünlendiren, kahkaha attıran GERÇEKTEN GÜZEL BİR FİLM!